Son zamanlarda birçok kiracı, depozitoyu döviz olarak ödemek istemektedir. Bu sayede Türk Lirası'nda yaşanan dalgalanmalardan etkilenmeden depozitosunu geri almayı planlamaktadır.
Ancak en başta belirtmek gerekir ki 2018 yılında yayımlanan 85 Sayılı Karar'a göre Türkiye'de yerleşik kişilerin, Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından yapacakları kiralamalar Türk Lirası cinsinden olmak zorundadır.
Bu kural yalnızca kira bedelini değil; depozitoyu ve kira sözleşmesi içerisinde yer alabilecek her türlü bedeli kapsamaktadır. Dolayısıyla 13 Eylül 2018 tarihi ve sonrasında yapılacak hiçbir taşınmaz kiralama sözleşmesinde depozito, Türk Lirası dışında bir para birimi olarak kararlaştırılamaz.
Türkiye'de yerleşik kişiler, Türkiye'de yer alan taşınmazları kiralarken kira bedelini, depozitoyu veya diğer bedelleri Euro ya da Amerikan Doları olarak belirleyemezler. Bununla birlikte taraflardan birinin veya her ikisinin yurt dışında yerleşik olması ya da taşınmazın Türkiye'de bulunmaması hâllerinde bu kısıtlama uygulanmaz.
Peki bu düzenlemeden önce, yani 12 Eylül 2018 tarihi veya daha öncesinde döviz cinsinden yapılan kiralama sözleşmelerinin durumu ne olacaktır?
Bu konuda Bakanlık tarafından yayımlanan çeşitli tebliğlerle konu açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre Karar'ın yürürlüğe girdiği 13 Eylül 2018 tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tarafların Türk Lirası cinsinden bir bedel belirleyerek sözleşmelerinde değişiklik yapmaları gerekmiştir.
Kira sözleşmesi belirtilen tarihten önce döviz cinsinden depozito alınarak yapılmış ise bu depozito ödemesi geçerliliğini korur. Nitekim Yargıtay kararlarına göre tahsil edilmiş alacaklar ile gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitoların döviz cinsinden iadesi talep edilebilir.
Ev sahibinin depozitoyu iade etmekten kaçınması hâlinde dava yoluna başvurulması mümkündür.
Tarafların, Karar'ın yürürlüğe girmesinden sonra yasağa rağmen döviz cinsinden depozito kararlaştırmaları hâlinde Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun gereği 3.000 TL ile 25.000 TL arasında idari para cezası uygulanır.
Bu durumda depozito hakkında yapılan anlaşma, yasaya aykırı olması sebebiyle hükümsüz sayılır. Ancak yapılan ödeme, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenebilir.
Yargıtay uygulamasına göre, sebepsiz zenginleşmenin yabancı para cinsinden gerçekleşmesi hâlinde iade talebi de yabancı para cinsinden ileri sürülebilir.
Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, alacağın vade tarihindeki veya fiili ödeme tarihindeki rayiç üzerinden Türk Lirası olarak talep edilmesi de mümkündür.
Ancak unutulmamalıdır ki talepte bulunulduktan sonra artık bu taleple bağlı kalınır. Başlangıçta Türk Lirası talep eden bir kişi, sonradan talebini yabancı para birimine çeviremez. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı davalarda iki yıllık zamanaşımı süresine dikkat edilmesi gerekir.
Her hukuki olayın kendine özgü koşulları ve istisnaları bulunabilir. Bu nedenle karşılaşılan hukuki sorunlarda bir avukattan profesyonel destek alınması büyük önem taşımaktadır.